• YASAL UYARILAR
  • +90 532 651 42 63

Ulaşsın tüm gönüller, görmesi gereken gözlere, büyütsün kendini, büyütsün hedefleri güzellikleri, böylece ülkeyi ve gezegeni…

——————

Ben aynayım, siz kendinizi görüyorsunuz.

——————

Yetişkinler söylediklerinin tersini yapar; yaptıklarının da tersini söyler. İçimizdeki çocuğu korumalıyız.

——————

Hatırlamalı, hatırlatmalıyım ve hatırlatmalısınız!

Unuttuğunuz ne kadar da güçlü olduğunuz, unuttuğunuz sevgiye değer oluşunuz, unuttuğunuz aslında ne kadar yeterli olduğunuz.

Ve gerçekte çok özel olduğunuz. Hatırlamaya mı ihtiyaç var? Başparmağınıza bakın. Hadi bakın! O iz daha önce hiç kimse de yoktu, bundan sonra da olmayacak.( 2000)

——————

Küçük bir tepeden, yüksek bir dağa çıkmak için, önce vadiye inmen ve tekrar tırmanman gerekir. Hayranlıkla takip ettiğin herkes de öyle yaptı. (2009)

——————

Teknolojiyi yönettiğimiz sürece sorun yok. Teknoloji bizi yönettiğinde dikkatli olmalıyız. (2007)

——————

Birine akıl mı veriyorsun, kendini dinle! Tam da duyman gerekeni söylüyorsun. Kuantum buna eşzamanlılık diyor. (2010)

——————

Bu gezegen bizim oyun alanımız. Düşebiliriz, yaralanabiliriz, istediğimiz gibi olmayabilir yanabiliriz, oyundan çıkabiliriz, zaman zaman  dinlenip tekrar girebiliriz. Ve eğer eğlenmiyorsak önce kendimize sonra diğer insanlara kızgınlık duymaya başlarız.

——————

“Dünya’da” diyor bilge “ Hatasız iki kişi var. Biri henüz doğmamış, öbürü ölmüştür.”  Hata yapmamak, hiçbir şey yapmamaktır. Öğrenemez gelişemezsiniz.

Oysa bu gezegene öğrenmeye geldik. Tabii hata yapacağız. Öğrenmenin başka yolu yok. Okulun ilk günündeki gibi mi tutuyoruz  kalemi, ilk yemek yapış, ilk makyaj, ilk traş, ilk direksiyon dersi gibi mi becerilerimiz? Aynı hataları tekrarlamamakta fayda var sadece.(2006)

——————

“Bir kadınla bir erkeğin kalitesini kavga ederken anlarsınız’’ diyor Gothe. Sizce kaliteli bir kavga, ne kadar zamanda öğrenilir?

Yada kaliteli anlaşmalar ?

Öğrenmek,  bir daha ki sefere neyin farklı yapılacağını bilmek demektir. (1998)

——————

“Hep aynı yol, hep aynı sonucu getirir” diyor Einstein. Yaptığınız şey sizi mutlu ediyorsa yapmaya devam edin, bizimle de paylaşın ki beraber büyüyelim. Yok, hayır yaptınız sizi mutlu etmiyorsa istediğiniz farklı sonuç için farklı yollar denemek çok şaşırtıcı olabilir.( 2004)

——————

Bu gezegende hiçbir şeyi, kendiniz dâhil hiç kimseyi değiştiremezsiniz. Değiştirebileceğiniz tek şey bakış açınız. Bakış açınızı değiştirdiğinizde ise dünya değişir. Kaşıkçı elmasını bilirsiniz. Aynı elmas, aynı ışık; istediğiniz renge ve yansımaya ulaşana kadar açılarla oynayabilirsiniz.

Birde adına dikkat! 1699’da çöpte bulan adam üç tahta kaşığa sattığı için adına “ Kaşıkçı ”demişler. Değerinden kaybetmiş mi kıymeti bilinmedi diye?

——————

“Hepimiz öleceğiz, ancak çok azımız gerçekten yaşayacak.” Diyordu ?Mell Gıbson?  Klasikleşmiş olan Cesur Yürek Filminde

Peki yaşamak ne demek?

Aborjinler şöyle tarif etmiş: “Yaşamak nefes almak demek değildir, o bize hangi bedenin gömülüp hangi bedenin gömülmeyeceğini gösterir. Yaşamak, öğrenmek, paylaşmak, şimdi ve sonraya değer katmak demektir. ” (2009)

——————

Asıl vazgeçmek başarısızlıktır. ‘’999’’ kez ampule gitmeyen yolu buldum ‘’ diyen Edison , ya 1000.’de vazgeçseydi?

Vazgeçebileceğin tek şey vazgeçmektir.

——————

Boğanın başarısı kılıçların acısına rağmen , kaç kez hamle yapmaya yeltendiği ile ölçülür. (2000)

——————

Başarma isteğinizden asla  vazgeçmeyin.Vazgeçmek isterseniz eğer , sizi üzen duygularınıza yüklediğiniz anlamlardan vazgeçin ; mutsuz hissediyorsanız , mantıksız bir inancınız iş başındadır, mantıksız inançlarınızdan vazgeçin ; gerçeği görmemekten vazgeçin ;  gelişmeyi reddeden insanlarla olan diyalogdan vazgeçin ; bitkin , hareketsiz  ve hedefsiz durmaktan vazgeçin ; sağlığınıza zarar veren alışkanlıklarınızdan vazgeçin…..(2004)

——————

‘’İnsanlar ulaşmaya layık olmadıklarını yada ulaşamayacaklarını sandıkları için, en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar.’’ der Poul Coelho kitabı Simyacı’da ve şöyle  devam eder : ’’Bir şeyi gerçekten istersen , bütün evren onu gerçekleştirmek için  iş birliği yapar .’’

——————

Og Mandino gerçek başarıyı tanımladığı ‘’Dünyadaki en büyük satıcı’’ adlı kitabında zorluğa şöyle bakar :

‘’Her mücadele , her yenilgi , senin becerilerini ve gücünü , cesaretini ve dayanıklılığını artırır. Yani her bir engel seni daha iyi olmaya zorlayan yoldaşındır.Dönersen , vazgeçersen , onlardan kaçarsan ; geleceğini fırlatıp atmışsın demektir.Vazgeçmek sevdiklerinin ihtiyaçlarını çalman demektir, duygularının efendisi ol ve seni üzmesine izin verme’’ (1998)

Siyah üzümü bilirsiniz. Tadı diğer çeşitlerden farklıdır. Bütün dünya çöpüne, çekirdeğine kadar keşfetmiş durumda şimdilerde.Normal topraklarda değil, taşlı topraklarda yetişir .Yaşamak için kökleri daha derinlere iner , kolay kolay topraktan ayıramazsınız  , bu diğerlerinde olmayan zengin mineralleri bulması demektir. Rengini de böylece sahiplenir. Soğan çabucak yetişir, bütün ağaçların kralı olan zeytin ağacının yetişip meyve verebilmesi içinse, 10 larca sene gerekir.( 2004)

——————

Düşünceleriniz sizi mutsuz ediyorsa, gerçek değil varsayımdır: Yeterli olmadığınız, başarılı olmadığınız, sevilmediğiniz gibi. Gerçek; sizin eşsiz, tek ve değerli olduğunuzdur. İnanmıyorsanız başparmağınıza bakın! O’ndaki iz, sizden başka hiç kimsede yok daha önce olmadı, bundan sonrada olmayacak. Gerçek; çok sevildiğiniz için yaratıldığız, burada olmanızın bir amacı olduğudur. (2009)

——————

Öfke Patlamaları…

Artık patlama sesleri her yerden geliyor, Dünya’nın her tarafında.

Evde, iş yerinde, hastanede, sokakta, okulda, trafikte, filmde, dizide, müzikte, reklamda, oyuncakta, çizgi filmde bile!

İnsanın bedenini, kimyasını, düşüncesini, aklını yakan yıkan şey: öfke!…

Ne bu şiddet? Neden bu şiddet? (2012)

——————

“Sana korku salanın daha büyük korkuları vardır.” diyor Gülten Akın. Bilmediğinden korkar insan, öğrenelim o zaman. Göçer bir halk taşlara yazmış bırakmış sonra geleceklere, şimdi yazıyor kalemler sonrakilere, haydi vakit kaybetme…(2015)

——————

Bedensel, duygusal, sözel, görsel, işitsel… Yaşamın her alanında, neredeyse her ortamda öfke nasıl da geziyor, hüküm sürüyor. Biz görünenden şikâyet ediyoruz ve fakat görünmeyen hükümdarlık belki de daha fazla. Büyük bir kalabalık da, içinde kopan fırtınaları dışa yansıtmıyor. Bazen durumu düzeltmek adına, bazen ne yapacağını bilmemekten, bazen daha kötüsünden korktuğundan… Her koşulda kötü hislerle kalakalıyoruz. Baş edilmez bir hal alınca da çoğu zaman hastalanıyor et, kemik veya ruh bedenimiz. Gerginlik bedenlerimize neler yapıyor, hatta neler yapmıyor ki? (2011)

——————

Yatak odamıza çöp atmayız, balkonumuza izmarit fırlatmayız. Çünkü bizim odamız, bizim balkonumuzdur. Caddeye fırlatıyoruz sahiplenmedik diye. Bu cadde benim, bu dere, bu dağ, bu deniz, bu orman benim dediğimiz gün atmayı, yıkmayı, kirletmeyi bırakacağız.(2010)

——————

Dinleyelim önce kalbimizin sesini, sonra ağzımızdan çıkanları, sonra başkalarının ne söylediğini. Bu aşamadan sonra zaten diğer kalplerin de sesini duyduğumuzda asla hiçbir yerde, hiçbir zaman diliminde yalnız ve çaresiz hissetmiyor olacağız. İşte bu olağanüstü bir duygu (2009