20 Haz

Enerjinizi Doğru Kullanın Hayattan Zevk Alın

(7 Makale Seninle Dergisi)

Enerji Yönetim ( Kronik yorgunluklar)

“20. Yüzyıl Hastalığı” olarak da bilinen, “Kronik Yorgunluk Sendromu” veya “Canlı Cenaze Sendromu” terimi günümüzde hastalık olarak kabul gördü. Birçok sebepten kaynaklanan sürekli yorgunluk hali gezegenin sorunu olmaya davam etmektedir.

The Independent Gazetesi’nin belirttiğine göre İngiltere’de yaklaşık 150 bin kişi bu hastalıkla savaşıyor. Yani yapılan araştırmalara göre yaklaşık olarak İngiltere’nin yüzde 38’i “her zaman yorgun”. Yeni yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de her 100 kişiden yaklaşık 55’i çok yorgun. Biliyorum içiniz karardı, ama sadece bu nedenle bile okumaya devam etseniz iyi olacak.
Araştırmacılar, bugün toplumunda eskiye oranla daha çok rol üstlenmenin bu durumun sebebini oluşturduğu sonucuna varmışlar. Bakacak olursak, kadınlar bir yandan çalışıp, bir yandan da çocuklara bakma sorumluluğunun neredeyse tümünü üzerlerinde hissedip kendilerini parçalıyorlar. Akşamları da ev işleriyle ilgilenmek ve buna her şeyin en iyisini yapmak zorunda olduklarının baskısını da eklersek, kronik yorgunluk hastalığı sürpriz olmaktan çıkıyor. Kadınlarda ve sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan kişilerde daha sık görülüyor.
Kronik yorgunluğun en ayırt edici belirtisi yatak istirahatıyla geçmemesidir. Sebebi keşfedilemez, ani ve sinsi başlar. Tekrarlayıcıdır. Vücut, akıl ve ruhun tamamı etkilenir. Mutsuzluk, isteksizlik, bitkinlik, tükenmişlik, halsizlik, yorgunluk, ağrılar, uyku isteği belirtilerin başında gelir.

Fiziksel olarak; kontrol kaybı,  hastalıklara daha hassas olma, net görememe, beneklerin uçuşması, baş-bel- boğaz-diş –kas- eklem ağrıları, mide ve bağırsak sisteminde problemler, bulantı,  denge kaybı, hazım sorunları, cinsellikte yaşanan problemler,  ateş veya üşüme, geçmeyen gribal belirtiler.

Duygusal olarak; azalmış özsaygı, hayal kırıklığı, desteksiz ve güvensiz hissetme, ümitsizlik, unutkanlık, evde-işte gerilim ve tartışma artışı, kızgınlık, sabırsızlık, huzursuzluk, nezaket, saygı ve arkadaşlık gibi pozitif duygularda azalma.

Zihinsel olarak; doyumsuzluk, kendine, işine ve genel olarak yaşama karşı negatif tutumlar, işi bırakma, hafıza ve konsantrasyonda problemler, işi savsaklama.

Bu durum bireysel beceride azalmaya neden oluyor; bireysel ya da kurumsal düzeyde,  amaçları, istekleri ve beklentileri etkileyen psikolojik sorunlar, baskı, huzursuzluk ve işlev bozukluğuna kadar gidip, sonuç da bireyleri işlerinden ve ailelerinden edebiliyor.

Bu sorundan kurtulmak için öncelikle kendimizi, doğayı ve hayatı sevmek ve bunun gelip geçici olduğuna inanmak gerekir. Sizi temin ederim, biraz daha dikkat gösterirsek sonsuza kadar böyle sürmeyecek.

Farkındalıkla yeni seçenekler üretebilmek odaklanmak her işin başı gibi geliyor. Şimdiye kadar yaptıklarımız istediğimiz sonuçları verdiyse sorun yok, istemediklerimiz varsa gelin seçeneklerimize bakalım.

Hedeflerinizi yeniden düzenleyin

Aydan gelen astronotlar, depresyona girdiler. Hedefsizlik depresyonun birinci sebebidir. Biz yaşam koçları danışanlarımızla ilk önce hedef konusunda çalışırız. Böylece sadece yorgunluk değil, birçok rahatsızlık bu yolculukta sona erer. Aşağıdaki birçok başlık sizin hedefiniz olabilir belki.

Motivasyon kazanmak, karakterinizle yaptığınız işin uyuşmasını sağlamak, hoşunuza giden konulara zaman ayırmak, ortamınızı yeniden düzenlemek, zaman yeniden düzenlemek, ilişkilerinizi yeniden düzenlemek, bedeninizi yeniden düzenlemek, beslenmenizi yeniden düzenlemek, tutumlarınızı yeniden düzenlemek…

Ortamınızı yeniden düzenleyin. İşte ve evde hayatı kolaylaştıracak yenilikler yapabiliriz. Kâğıt, eşya ve giyim düzeninin önemine özen göstermek, sadeleştirmek işe yaramayanları dönüştürmek, vermek veya atmak sizi tazeleyecektir

Zamanı yeniden düzenleyin, dinlenme zamanlarımızı arttırır, gereken işe veya yakınlara ayırabileceğiniz zamanı kaliteli kılmanızı sağlar. En önemlisi kendinize ayırabileceğiniz zamanı size kazandırırken, enerjinizi en çok sömüren suçluluk hissinden kurtarır.

Gün içerisinde kitap, gazete ve dergi okuma gibi, iş harici aktiviteler için zaman ayırın. Yaşamınızı renklendirecek uğraşlar bulun. Uyku ritmine dikkat edin.

Havadaki elektrik yükü, iyonlar aracılığıyla taşınır. Pozitif ve negatif değerde iki tür iyondan pozitif olanlar arttıkça vücuda zindelik getirir. Havadaki elektrik yükü otomobillerin havayı kirletmesi, sanayi atıkları, trafik karmaşası nedeniyle şehirlerde daha fazladır. Bu yüzden günlük, haftalık temiz hava ihtiyacımızı karşılayacak programlar yapılabilir. Trafik saatlerine dikkat ederek yola çıkmak gibi. Her zaman çıkışınızdan 15 dk. kaydırsanız bile bu daha az egzoz demektir.

İlişkilerinizi yeniden düzenleyin İş ve özel hayatımızda yeni strateji, takım çalışması yapmak olabilir. Zor işleri eşit olarak dağıtarak yükün aynı kişiler üzerinde birikmesini engelleyin ve zor işlerin dönüşümlü olarak yapılmasını sağlayan bir düzen planlamak herkes için iyi olacaktır.

Bedeninizi yeniden düzenleyin Kas gevşetici egzersizler, meditasyon yapmak, nefes egzersizleri,  bedeni sıfırlayan ve enerjinizi tazeleyen en etkin yöntemlerdendir. Her sabah 10–15 dakika aç karnına egzersiz yapmak, düzenli olduğu için işe yarar. Her gün en az 5 dakika yürüyüş yapın. Ancak bu yürüyüşleri temiz havada yapmaya özen gösterin.

Bel kemiğinden dik oturmak ve gülümsemek bağışıklık sistemini sil baştan organize ettiğinden kendinizi omuzları düşmüş ve çatık kaşlı yakaladığınızda düzeltirseniz enerjinizi de düzeltirsiniz.

Beslenmenizi yeniden düzenleyin Bol vitaminli ve mineralli besinleri sofranızdan eksik etmeyin. Özellikle B ve C vitaminleri ile potasyum. Vitamini alma saatleri ve miktarı önemlidir, bedeninize uygun olmazsa yorgunluk verir.

Bol sıvı alın. En az günde 1,5 litre su için. Suyun içinde de enerji sağlayan iyonlar vardır.
Asitli içecekler ve alkol tüm enerji dengenizi bozacak niteliğe sahiptir.

Kırmızı et ve şuruplu, şerbetli tatlılar sindirim için bedeninizdeki tüm enerjiyi elektrik süpürgesi gibi çeker. Meyve ve sebze ise daha çok su barındırdığından ve doğal glikoz bulundurduğundan sizin ve çocuklarınızın en iyi dostudur.

Tutumlarınızı yeniden düzenleyin Gereğinde hayır demeyi bilmek, gerektiğinde her şeye ara verebilmek, gerçekçi hedefler koymak, sağlıklı yaşam planı yapmak, sosyal hayatı canlı tutulmak için eyleme geçmek bile enerjinizi dengelemeyi sağlayacaktır.
Esnek olmamak, olayları büyütmek, başkasından çok şey beklemek yerine kendimizi geliştirmek, kendinize değer vermek,  aile ortamında,  işte destekleyici bir tavır sergilemek, herkesin kendi dünyasının olduğunu hatırlanmak ve herkese eşit davranmak için niyetlenmek bile, süreci başlatacağından geri bildirimleriniz de sizi daha iyi hissettirecektir.. Bir müddet değişiklik göstermeyebilirler ama sabırla onlara ayna olduğumuz sürece fark edecekler, ancak o zaman onlar da tutumlarını değiştireceklerdir.

“İş ve özel hayatım oldukça stresli. İşime her gün sıkıntıyla ve korkular içinde gidiyor ve akşam eve gelince de koltuğa bitkin, yorgun ve tükenmiş bir halde yığılıyorum. Bütün vücudum ağrılar içindeydi, derken baş ağrıları geldi ve son olarak da korkunç grip nöbetlerine tutulmaya başladım. Artık hayatımda hiçbir şey eskisi gibi değil. Ne öneririsiniz?” S.T.

Sevgili S.T. Öncelikle eski hayatınızı elden geçirmenizi önermek isterim. Eskiden yapıp da şimdi yapmadığınız ne olabilir? Korkularımız geçmişten taşıdıklarımızdır. Endişeler ise gelecekle ilgili. İşe korku ile gitmek kaybetme düşüncesinden kaynaklanıyorsa, yeterince iyi olmadığınız hissi mi var derim. Dönüşte tükenmişlik varsa eğer, yaptığınız işi ve/veya çalışma arkadaşlarınızı pek de sevmediğinizi mi düşünmeliyiz? Eğer problem evde de devam ediyorsa kendinizi suçlu ya da değersiz hissettirecek şeyleri bulup yok etmeyi deneyebilirsiniz. Hala devam ediyorsa profesyonel yardım öneririm.

“Erkenden yatıyorum ama sabahları yine çok yorgun olarak uyanıyorum ve bu çok sinir bozucu. Enerjim bitmiş ve yıpranmış görünüyorum. Doktoruma bunu anlattığımda depresyona girdiğimi söyledi. Gözyaşlarıma hâkim olamıyorum. Çünkü her şeyin daha kötüye gideceğini düşünüyor ve korkuyordum…” Ö.A.

Sevgili Ö.A., depresyona girmek çokta kötü bir şey değil. Evet, biraz süründürür. Fark edip seçeneklerinizi değiştirirseniz yenilenmek için iyi bile sayılır. Tüm bu belirtiler bedenimizin bize mesajıdır.“ Vitesi değiştir, zorlanıyorum ”demesidir. O halde davranış değişikliğine gidersek istediğimiz sonuçlara kavuşuruz. Bedenimize özen gösterirsek içerden ve dışardan, bundan kastım düşüncelerinize, davranışlarınıza beslenmenize özendir, her şey çok kısa bir sürede yoluna girer. Dinlenmek için uzun süre yatakta kalmak değil, kaliteli uyumak için bedene önce temiz hava girmelidir. Hiç olmazsa hafta sonları şehir uyurken dışarı çıkın sonra hala ihtiyaç var ise yatıp uyuyun. Dinlendiğinizi fark edeceksiniz.

 

“Saadet Hanımcım, benim kendime ayıracak ne zamanım var, ne enerjim, ne halim. Dönüp dolaşıyorum ama hep aynı. Öfkeliyim, bağırıp çağırmak hatta küfretmek istiyorum. H.Ü

Sevgili H.Ü., İyi haber öfkelendiğimizde yada sıkı küfürler ettiğimizde avazımız çıktığı kadar bağırdığımızda sonuç değişiyorsa hep beraber yapalım.Yapılan araştırmalara göre Türkiye nin yarısından fazlasının sokaklarda bağırması lazım. Sizi neredeyse bu kadar kişi anlıyor, yalnız değilsiniz. Kötü haber ise tüm bu tepkiler sonucu değiştirmiyor ve kronikleşmeye sebep oluyor. Kısır bir döngüye sokuyor her şeyi. Doğru soru şu: “Nasıl bu sonucu değiştirebilirim” farklı bir şeyler yaparsak farklı sonuçlarla karşılaşacağız.

“Saadet Hanım, ben bir yöneticiyim ve evimle çocuğumla uğraşırken eşim bana hiç yardım etmiyor. Her yükü omzuma almış gibi yorgunum ve de artık ağrı çekiyorum. Öfkemin ne zaman nerede patlayacağını artık ben bile bilmiyorum. Patlamadığım zamanlarda dişlerimi sıktığımı fark ettim Hayatımın kalitesi düştü.” D. N.

Zaman yönetimi ve takımdaşlık hayatınıza eskisinden daha iyi bir kalite getirebilir D.N. Hem işinizde, hem de evde her işe atlarsanız, herkes mutlu, siz mutsuz olabilirsiniz.  Sorumluluk vermek bazen zor görünse de, eğer alışırsanız siz bile vazgeçemeyeceksiniz Sevgili D.N. o zaman etrafınızdakilere şöyle bir mesaj da vermiş olursunuz “ Sana güveniyorum ve başarabileceğini biliyorum” Fark edeceksiniz ki etrafınızdakilerin de aslında işbirliğine ihtiyaçları var. Ve size çözüm ortağı olduklarında, onları motive ederseniz işbirliğiniz sandığınızda da uzun sürebilir. Bu arada her beyin ayrı bir motivasyon şekline sahiptir hatırlatmak isterim.

 

Share this