21 Mar

Aşkı Evlilik Öldürmez

 “Nikâh tan sonra sevgiye ne oldu?”

Dünyadaki ya da ülkemizdeki boşanma istatistikleri gösteriyor ki, muhteşem başlayan ilişkiler istenilen şekilde devam etmiyor. Ne yazık ki kopmuyor da. Ayrılık yaşansa da yaşanmasa da kötü gidiyor ilişkiler. Türkçedeki değimi ile “cicim ayları” geçince renk kaybediyor, kan kaybediyor, ses getirmiyor, hisler netlik bulamıyor, heyecan sönüyor hatta öfke ve kırgınlıklar yaşanıyor.

“Benim karşımdaki kadına duyduğumu sandığım, onun bana duyuyor dibi göründüğü sevgi buhar olup uçuyor anlaşılması zor ”diyen üçüncü evliliğini yapmış olan bir bey gibi, niceleri düşünüyordur aynı şeyi.

Hatta duymuşsunuzdur yurt dışında bir boşanmanın sebebi şuydu: “Diş macununu ortadan sıkıyor”

Aşkın gözü kör olduğu dönemde, her yaptığımız farklı bir algı ile kabul görürken, sonra birden tahammül sınırlarını zorluyoruz birbirimizin. Tepkilerimiz beyinlerde ya küçük görülüyor ya da büyütülüyor.

Ya boşanmayan insanlar? Onlar mutsuzluklar içinde yaşamaya mı çalışıyorlar ya da bazı evlilikler de sevgi canlı mı kalıyor?

Nasıl olursa olsun (aşk, görücü usulü) evlilikte sevgi için bir beklenti vardır. Ve evlilikte sevgiyi canlı tutmak sanılandan çok ciddiyet, samimiyet ve gayret istiyor. Türk Sineması klasiklerinden biri olan “Servi Boylum Al Yazmalım” da “Sevgi Emektir” deniliyor.

Evliliğin kendisi herhangi bir şeyi öldürüp tahrip etmez. Tahrip eden davranış değişikliğidir. Evliliğe karar vermek, toprağa bir fidan dikmek gibidir, hepimiz o fidanın ileride köklü bir ağaç olmasını isteriz ve buna gayret ederiz. Bahçenizdeki ağaçlardan daha fazla emek istediğini kabul etmek evliliğiniz için atılacak birinci adımdır.  Evlendiğimiz insanı ne kadar tanıdığımızı düşünmeyiz bu süreçte o bizim beyaz atlı prensimiz ya da prensesimizdir. Yani o olmasını istediğimiz beynimizde yarattığımız insandır.

Evliliğimiz başladığı anda bunun böyle olmadığını fark ederiz, eşimizin bir insan olduğunu hataları olabileceğini, süper güçleri olmadığını anlamaya başlarız.

Evliliğimizde sevgiyi maalesef bizler yani eşler gönderiyoruz. Sevgiyi bilerek evlendiğimizi düşünüyoruz oysa sevgi bilinmez öğrenilir. Sevgi yetenek isteyen zor bir sanattır, sevgi tıpkı başkasıyla dans etmek gibidir, her iki tarafında dans etmesini bilmesi gerekir. Yetiştirilme tarzları farklı, kişilikleri farklı, kültürleri farklı doğal olarak iki farklı dünyanın bir araya gelmesidir evlilik ve bu iki dünya arasında uyum olmazsa büyük fırtınaların habercisidir.
Sahip olduğumuz her şeyin ortaya çıkması için bizlere fırsat yaratır aslında evlilik.

Çocuklarımızı yetiştirirken daha esnek ve sabırlı olabiliyoruz. Onlara yeni fırsatlar sunmak için de çaba sarf ediyoruz. Eşler ise elkızı ya da eloğlu pozisyonunda! Oysa 20 sene sonra birinci dereceden akrabamız oluyorlar.

Evlilikte sevgiyi yok eden düşüncelerden biri “Nasıl olsa benim” fikri. O zamana kadar aman kırılmasın, aman kendimi iyi ifade edeyim derken, hep orada olacakları fikri dikkat ve ilgi kaybı yaşanmasına sebep oluyor. Kaybetme korkusunu yaşamadan tepki veriyoruz. Korku geldiğinde ise iş işten geçmiş oluyor.

Bir başka sebep ise insanların sevgiyi farklı şekilde ifade etmesi veya algılaması . Sarı güllerin ayrılık anlamı taşıdığından habersiz erkek sevdiği kadına sarı güllerden oluşan buketi gönderince, ilişkiyi bitirdiğini düşünen kadın gerçek bir ayrılık yaratıyor.

Belli başlı dil gurupları var. Japonca, İngilizce, Almanca, Türkçe..Ailemizin dilini öğrenerek büyüyoruz, sonra yabancı bir dil için emek sarf ediyoruz. Sevginin dili içinde bilmemiz gereken karşı tarafın sevgi dilinde konuşmamız gerektiği. Bu bilgi sadece eşler için gerekmiyor. Aynı zamanda bizden farklı dillerde olan çocuklarımız, dostlarımız, müdürlerimiz, çalışanlarımız ve hatta müşterilerimiz için de gerekli bir bilgi.

Kendi dilimizle ifade ettiğimiz sevgimiz yerine ulaşmazsa evliliklerde güven problemleri bile başlayabilir.

İnsanlar dünyayı beş duyuları ile algılarlar: Görmek, işitmek, hissetmek, koklamak, tatmak. Hepimizde buların oranları farklıdır. Bazı insanlar kokudan çok etkilenirler bazısı renklerden görüntüden.

  1. Chapman sevgiyi ifade etmek için beş ayrı yolun olduğu görüşünde ki yaptığımız binlerce danışmalık ve koçluk süreçlerinde bunun ne kadar etkili olduğunu fark etme fırsatı buldum. Arabalar benzin depoları boşken hareket edemezler. İnsanlar da tıpkı arabalar gibi sevgi depoları boşken harekete geçemiyorlar. Sevgi deposunu dolduracak bu beş şeyi “Hep ben mi yapacağım?” diyor danışanlarımız. Bunu başkası için yapmadığınızın farkına varmalısınız. Kendi denge ve huzurunuz için yapmaya karar verebilirsiniz. Ya da SENİNLE’ yi açıp eşinizin görebileceği bir yere bırakabilirsiniz.

 

Onay sözleri, insanları ilişkide motive eden ve uyumda bırakan etkiye sahipler: Onların yüzlerine karşı ya da arkalarından dostlarına ve akrabalara.

Nitelikli beraberlik, ne kadar zamanınız olduğundan çok bu zamanı kaliteli kılmak için emek vermek. Evde, sokakta konuşurken bakmak, onun yapmaktan hoşlandığı şeyler için zaman ayırmak.

Armağan alma, armağanlar pahalı olmak zorunda değildir. Paranız yoksa kendiniz bile yapabilirsiniz. Seni seviyorum diye yazacağınız bir kağıt ve bulunca şaşıracağı bir yere koymanız bile onun için armağan sayılacaktır. Ya da sezon sonları 6- 8 ay öncesi alacağınız armağanlar zamanı gelince ortaya çıkarlar.

Hizmet davranışları, eşinizin yapmanızdan hoşlandığı davranış, düşünce, plan, zaman ve enerji ricaları varsa satır aralarında bulmak.

Fiziksel temas, bunu anlatmaya gerek yok. İlişkinin ilk zamanını hatırlayın sonrada hatırlatın. Sadece yatak odasında değil, fırsat yaratabileceğiniz her yerde kaçamak dokunuşları hayatınıza katabilirsiniz.

 

Okuyucularımızdan S.A şöyle demiş:

“Eşim evlenmeden önce bana her konuda yardım ederdi. Üstelik beni daha iyi anladığını düşünüyorum o zamanlar. Karşılaştığım en harika insandı. Fakat evlenince değişti. Ne yapabilirim ki ben.”

Sevgili S.A. reklâmları izlediniz. Film yeni başlıyor. Filmde yönetmen sizsiniz unutmayın. Eşinize ilk zamanki gibi davranmaya devam edin. Sevgi deposu dolunca o da sizin için bir şeyler yapmaya başlayacaktır. Ne istediğinizi rica ederek ifade etmek sevginizi doğru yönlendirirken talep etmek sevgiyi törpüler.

 

“Saadet Hanım ben çalışan bir hanımım ve son zamanlarda öyle yorgun hissediyorum ki bırakın eşimi anlamayı kendimi anlamakta bile zorluk çekiyorum. Açıkçası kafam da karışıyor ve her şey uçuşuyor. Haksızlığa uğradığımı düşünüyorum ve kızgın oluyorum.” A.P.

“Sizi çok iyi anladığımı ifade etmek isterim, binlerce okuyucumuzun da çok iyi anladığına eminim!… Ayla Algan’nın annesinin bir sözünü hatırlatmakta fayda var.“Kızım eşini boşama, geleni de diğerine benzetirsin” dermiş. Burada kabul etmemiz gereken şey, bizim davranışlarımızı değiştirdiğimizde bir şeyler farklı sonuç verecek. Eleştirmek sevgi için çırpınmanın etkisiz yoludur. Geri teper, yapabileceğimiz ise, onu bir zamanlar bizim için farklı kılan yönlerini körüklemektir diye düşünüyorum. Hep hatırlayın esnek olan kontrolü ele geçirir. İyi fetihler.

 

“Ben de eşim de çalışıyoruz. Çocuklar hakkında verilecek kararlarda çocukların önünde çatışmalar yaşıyoruz. Bu durum güç gösterisine dönüşüyor zaman içinde. Ne yapsam da eşime fikrimi kabul ettiremiyorum. Onu sevmediğimi ve saygısızlık ettiğimi düşünüyor. Bense onun beni sevmediğini ve fikirlerime saygı göstermediğini düşünüyorum” Ç.K

“Uzun zaman sevgi deposu boş kalan ya da yanlış benzin alan depolarda, sevilmediğini düşünen bireyler, özgüven ve önemli olma gibi konularda aşırı hassasiyet gösterebilirler. Çünkü sevilme ihtiyacı bu gereksinimlerin tümü ile etkileşim içindedir. Bize gelen çiftler “Eşim bana zamanını, enerjisini ve çabasını severek verdiğinde kendimi önemli ve güçlü hissederim ” derler. Birbirinizi ortak mutluluğu tehdit eden kişi olarak tanımlarsanız evlilik işkence halini alabilir. Eşler birbirinin güzel yönlerini bulma yarışına girerlerse evlilikte sevgi gösterimleri başlar. Çocuklar için alınacak ortak kararlar ise onların olmadığı zaman ve mekânlarda alınsa otorite boşluğu yaşanmayacaktır.”

 

“Sayın Uzman bizim evde konuşamıyoruz bile. Bırakın iyi iletişim kurmayı, konuşmaya başladığımızda sonu kavga ile bitiyor. Eşim hep çok bilir, hiç dinlemez. Başkalarının yanında oldukça nazik iken benim yanımda nasıl bu kadar kabalaştığına şaşıyorum. Eşimi tanıyamıyorum.”

“ Başkaları genellikle eşlerimizin o güzel özelliklerini, beğendikleri noktalarını cömertçe ifade ediyorlar. Hiç eleştiri almayan eşlerimiz takdir edilme dürtülerini doyurabilmek adına daha iyi olmaya çalışabilirler. Bizse 24 saati beraber geçirip sabır sınırları zorlandığında iyiy olmayan yönleri ile de karşılaşıyoruz. Eşlerimi takdir etmek, hoşlanmadığınız özelliklerini bu an için askıya aldık demektir. Hangi olumlu niteliklerini övgüye değer bulur ve samimice ifade ederseniz fark edeceksiniz ki onlar da gelişme var. Olumlu niteliklerinin listesini hazırlamak ve en uygun zamanlarda ifade etmek sizin için bir başlangıç olacaktır. Hadi dürüst olalım bir zamanlar sizi etkilemeyi başaran birinden bahsediyoruz. Hiç olmazsa bir iyi yönü olmalı hatırlayın ve hatırlatın ona.

 

Share this